Deha ile Delilik Arasında İnovasyon

“Bunu ben zamanında söyledim beni dinlemediler”, “2 yıl önce söylediğimde herkes güldü bana”, “Daha iki gün önce ne gerek vardı buna boşuna zaman harcamışsın dediler, şimdi peşimi bırakmıyorlar”… Bunlara benzer cümleler kurdunuz mu hiç? O zaman ya delisiniz ya da bir dahi, belki de aradaki ince çizgiyi manüple eden sıradan biri.
İnsanın doğasının temelinde üretim var. Günde binlerce kez aklımızdan geçen fikirler bir kenara yazılsaydı, içlerinden dünyayı temelinden sarsacak fikirler de çıkardı. Nitekim akılda kalanlardan bu tür fikirler çıkıyor da, ama çok fazla değil.
Şirketlerin son 10 yıldaki teknoloji atağı ve inovasyon üzerine kurulan stratejiler hem kurumsal gelişimi sağlıyor hemde bireysel gelişimi tetikliyor. Bu durum da zincir etkisiyle yaratıcı fikirlerdeki ivmeyi artırıyor.
İnsan kaynakları departmanları işe alım sürecine inovatif yatkınlığı da bir kriter olarak eklediler bile, hatta bazı şirketlerin performans sistemine bile entegre edildi. Geleceğimizin iş dünyasına yön verecek yöneticiler inovasyon temeliyle yetişiyorar artık. Şu da bir gerçek ki inovatif olabilmek için sadece IQ yeterli gelmiyor, EQ (duygusal zeka)’da inovasyonu beraberinde getiren önemli etkenlerden. Durum böyle olunca iş hayatında inovatif olan kişiler şirketlerde çok daha hızlı yükseliyor, saygı görüyor ve değerleri giderek artıyor. Einstein’ın dediği gibi “başarılı bir adam olmak için çabalamaktansa değerli bir adam olmayı yeğlerim” sözü de anlamını hissettirmeye başlıyor.
Bu arada yukarıda bahsettiğimiz gelişimi gerçekten gösterebilen şirket sayısı malesef pek fazla değil, kemikleşmiş kadrolar ve oturmuş şirket kültürü çoğu zaman inovasyon tabanlı kültüre geçiş sürecinin karşısına büyük bir engel olarak dikiliyor. Üstelik bu muhafazakar bakış açısı şirketin üst yönetimine de hakimse, inovatif düşünceler ya eriyip gidiyor ya da fikri üretene deli gözüyle bakılmasını beraberinde getiriyor.
Çalışanlar tarafında ise her fırsatta yeni fikirler üretmek, ürettiğini düşünmek veya üretmese bile üretmiş gibi davranmak popüler davranış tarzları olmaya başladı. Aslına bakarsanız şirket tabanı inovatif çalışmaya çok açık durumda, hatta bir çok şirkette taban inovasyonu içine sindirmiş durumda ama üst yönetim ve finans karşısında bu gelişim çoğu zaman malup olmaktan öteye de gidemiyor. Hal böyle olunca da etrafınızda yazının başlangıcında yer alan cümleleri sıkça duymaya başlıyorsunuz.
Yoksa bu cümleler size mi ait?
Eğer böyleyse durumunuzu objektif bir gözle değlendirin ve yol haritanızı belirleyin, aksi taktirde ne içinizdeki inovatif genç huzur bulur ne de siz. Hani diyorsunuz ya “ben bu işi iki yıl önce yapalım dedim de bana burun kıvırdılar” diye; şimdi bir düşünün, şu an gerçekleşen iş, gerçekten de sizin iki yıl önce tanımladığınız iş mi? Bu konuda kendinize dürüst davranın lütfen… Eğer gerçekten söylediğiniz cümlenin arkasında durabiliyorsanız, ya şirketinizi, ya ekibinizi ya da pozisyonunuzu değiştirin. Hatta kendi şirketinizi kurun.  Bunları yapacak cesareti kendinizde göremiyorsanız kendinize karşı dürüstlüğünüzü bir kere daha ve çok ciddi olarak sorgulayın…
İyi Çalışmalar;)

Bir Cevap Yazın