Türkiye’de Affiliate & Content Marketing Amazon’un Gelişiyle Yön Değiştirecek mi?

Yazıya hangi konuyla başlayacağım konusunda kararsız kaldım, Amazon’un gelişinin e-ticaret üstünde etkisinin ne olacağı mı, Türkiye’de bir türlü etik ve doğru çalışmayan Affiliate Marketing mi, yoksa hakkettiği değeri bulamadığı için teker teker yıkılan content marketing mecraları mı? En iyisi size yıllar önce yaşadığım bir tecrübeyi anlatayım. Sonra Türkiye’deki pazara bakalım ve en son da Amazon etkisine.

2006 Yılında sırf kişisel merakımı geliştirmek ve Türkiye’de o alanda açık olduğunu düşündüğüm NBA maçları ile ilgili günlük yorumlarımı yazdığım TurkNBA.com’u kurdum. 2015 yılında da üzülerek kapatma kararını verdiğimde 13 bini aktif 22.500+ kayıtlı üye vardı. Aylık 80 bin civarı tekil ziyaret, 250 bin sayfa görüntülemesi olan TurkNBA.com ciddi bir SEO konumlamasına sahipti ve Google da NBA,yorum, iddaa, bahis, tahmin, maçlar vb. herhangi ikili kelime sorgusunda ilk sırada yer alıyordu.

Daha o zaman bu işlerde de yeni olduğum için -ki yıl 2006- ilk içeriğimi yazıp beklemeye başladım, günler geçti ama üç beş kişi dışında gelen giden olmadı. Sonra Google’da neden üst sıralarda çıkmıyorum diye araştırıp Search Engine Optimisation diye bir şeyin varlığını keşfettim. Okuduğum birkaç makale ile uğraşarak kurcalayarak adının daha sonra A/B test olduğunu öğrendiğim şeyleri yaparak birkaç ay içinde Google’da görünmeye sonrasında da ilk sıralarda yer almaya başladım. Başlangıçta bu kadar büyüyeceğini düşünmediğim için ucuz bir hostta başladığım bu deneyim beklemediğim kadar trafik almaya başlayınca hosting değiştirmenin ne kadar can sıkıcı ve riskli bir iş ve süreç olduğunu öğrendim.

Gelen trafiği kaldırmak için ciddi hosting maliyetine katlanmam gerekiyordu ama bu kadar bütçem olmadığı için gelir arayışına başladım. Neticede hergün bir yazı yayınlayıp o gece seçtiğim birkaç maçla ilgili haberleri, okuduklarımı ve kendi yorumlarımı paylaşıyordum ve bu yazıların en çok takipçisi de NBA maçlarına bahis oynamayı seven kişilerdi. ilerleyen zamanlarda sitede ciddi yorumlar yapan ve aktif olan birkaç arkadaşa yazarlık teklifinde bulundum. Hal böyle olunca oldukça yoğun ve kaliteli içerikler üremeye başladı.

affiliate marketing

Site istatistiklerini toparlayıp bir sunum oluşturdum ve bilinen güvenilir bahis siteleri ile iletişime geçtim. Onlar için reklam vermek adına güzel bir mecra olabilirdim. Hemen hemen bir çok siteden geri dönüş aldım, birkaçı TurkNBA’e reklam verme konusuna sıcak bakıyordu. Bunlardan biri de BWIN’di. Evet Real Madrid’in de forma sponsorluğunu yapmış olan BWIN. Arada bir aracı yok, doğrudan şirket pazarlama departmanı ile iletişim halindeydim.

Daha önce kiraladığım bir pozisyonu istediler ve dolu olduğu için bu isteklerini reddettim ama onlara alternatif bir iki pozisyon önerdim. Anlaştık ve yayına başladım. 1 Ay sonra istedikleri pozisyon boşa çıktığında haber verdim ve orayı da kiraladım. Bir yandan da trafikleri kontrol edip ne kadar tıklama oluyor onu sayıyor, yeterli bulmazlarsa diye de endişe ediyordum. 1 ay daha geçtikten sonra devam ediyoru muyuz diye sordum. Gelen yanıt oldukça şaşırtıcıydı.

Ben talep etmeden %30 zam yapıp ayrıca premium affiliate üyesi yapmak istiyorlardı. Şaşırıp telefona sarıldım, çünkü tıklama rakamları benim bile beklentimin altındaydı, nedenini öğrenmek istedim. Konuşmamızda bana aynen şunlar söylenmişti “biz sektörde söz sahibi olan bir şirket olarak, sektörün gelişmeni de desteklemek istiyoruz, sizde yayınladığımız reklamlar, tıklama sayısıyla ölçülemeyen bir algı etkisine sahip ve bunu korumak istiyoruz”. Vay arkadaş dedim, adamların vizyonları müthiş. İlerleyen birkaç ayda benzer hareketleri tekrarladılar ve ikinci bir firmadan reklam almama dahi sıcak baktılar.

O dönem Türkiye’de iddaa üstünden Basketbol bahisleri oynanamıyordu, ben de heyecanla başlayacağı günü bekliyordum. Bu heyecan arasında bir gece çıkan kanunla yurtdışı sitelerde bahis oynamak yasaklandı ve anlaşma yaptığım firmalarla karşılıklı anlaşarak o gece yayınları sonlandırdık. O dönem yaklaşık 8-9 bin civarı üye vardı ve server maliyetlerini çıkartabilmek için yeni gelir arayışlarına girdim. Takip eden 8-10 ay maalesef bir iki dönemsel proje dışında yurtiçinde gelişme olmadı.

Sonra iddaa’da basketbol bahisleri başladı, site trafiği 3 katına çıktı. Tam bu dönemde yeni iddaa siteleri kurulmaya başladı ve ben de şansımı onlarla denemek istedim. Bunlardan birinin sahibi ile telefonda görüşme şansı da yakaladım. Kendisine yukarıda yazdıklarımı anlattım yabancı şirketlerin bakış açısını çalışma şekillerini vs. Bana söylediği sözler bugün gibi aklımda, “İnan ki sitene reklam vermek isterim, yeni kurulmama rağmen ben de basketbola içeriklerine destek sağlamak isterim ancak sıkıntım şu ki benim gelirlerimin %99’u futbol. Karşılığında fayda sağlamayacağım bir spor dalına yatırım yapmak benim için doğru olmaz, bu nedenle üzülerek reddediyorum, belki ileride…” Sonrasında benzer cevaplar diğer sitelerden geldi, bir dönem bir aracı kuruluş ile çalıştım ancak onlar da reklam verecek kişileri bulmakta sıkıntı yaşadılar. Bulunan reklamların da bütçesi oldukça düşüktü. Velhasıl 2015 yılında kayıtlı kullanıcıların profillerinin de giderek değişmesi nedeniyle kapatma kararı aldım.

Yazar dostlarımla konuşurken konuşma ve yazışmalarımızın çoğunun basketbol ve kahve üstüne olduğunu fark edince, MokaPota.com‘u kurdum. Bu sefer günlük tüketilen yazılardan çok, bir başvuru kaynağı, okuyarak zaman geçirilecek bir yer oluşturmaktı amacımız. Bunu da elde ettik. Sadece iki konuya özel yazıların olduğu ayda tamamiyle benzersiz 3-4 yazının yayınlandığı bir site için fena olmayan bir trafik elde eder hale geldik. Yine benzer sıkıntılar baş gösterince neredeyse hiçe yakın getirisi olan Google adsense yanında affiliate marketing’i bir gelir noktası olarak değerlendirmeye başladım. MokaPota.com şu an kahve makinesi almak isteyen ve kahveyle ilgili bir şeyler araştıran kişilerin uğramadan geçmeyeceği bir adres oldu. Bunun yanı sıra basketbol hikayeleri ve ilginç olaylarını da merak eden ciddi bir basketbol okuyucumuz da var. Ama gelir yok denecek kadar az :))

ARA BİLGİ – Affiliate Marketing Nedir?

Satış ortaklığı, Pazarlama ortaklığı olarak da adlandırılan affiliate marketing, herhangi bir ürünün gerçek satıcısı olmadan o ürünün satışına yardımcı olarak satıştan komisyon alınmasına dayalı pazarlama yöntemidir. Doğrudan ürün önerileri ile olacağı gibi ürün incelemeleri, tavsiyeler esnasında verilecek bir linke eklenecek takipçi kodu sayesinde kazanç sağlanır. Affiliate Marketingin satın almayı yapan kişiye hiçbir dezavantajı yoktur.

Türkiye’de e-ticaret Şirketlerinin Affiliate Marketing’e Yaklaşımı

Bir yıl kadar önce Türkiye’nin önde gelen e-ticaret şirketlerinden birine gelir ortaklığı programına başvuruda bulundum ancak başvurum hala beklemede. Sorguladığımda ise 4-5 farklı departmana forwardlandıktan sonra anladım ki şirket içerisinde bireysel başvuruları yöneten bir departman yok. Diğer büyük e-ticaret şirketlerinin de zaten bireysel yayıncılar için bir affiliate programı yok.

Zaman içerisinde bir aracı firma ile birkaç e-ticaret platformundan reklam almaya başladım. Burada da ciddi anlamda rapor, mutabakat ve bir tek taraflılık olduğunu farkettim. Mesela e-ticaret firmalarından biri elektronik ürünlere affiliate komisyonu vermediğini şartlarında belirtiyor ve fakat bir çok elektronikle ilgisi olmayan ürünü menüde Elektronik başlığı altına da linkleyip bırakın kahve makinesini filan, bir moka pot, chemex satışına bile komisyon vermiyordu. Bir diğeri gayet büyük rakamlı satışların (tam otomatik espresso makinesi vs.) sistemde satış olarak görünmesine karşın daha sonra başka bir banner üzerinden tıklanarak gelindiği için mutabakatta komisyon dışı bırakıyordu. Deneme amaçlı kendi yaptığım satın almalarda bile başka linklerden gelindiği gerekçesiyle komisyon sıfırlanınca işin iç yüzünü biraz daha görmeye başladım.

Bazı e-ticaret sitelerinin ise affiliate konusunda çok aşırıya varacak katı kuralları var. Örneğin;

  • Mutlaka tıklanan ürünün satışının o anda tamamlanması gerekiyor. Diyelim ki kullanıcı tıkladı, o ürünü veya başka bir ürünü sepete ekledi, başka bir siteye gidip baktı sonra dünüp alışverişini tamamladı. Affiliate dışı.
  • Kullanıcının sepetinde zaten bir ürün var ve sizin verdiğiniz linkten başka bir ürünü de sepete ekledi. Affiliate dışı.
  • Kullanıcı inkinize tıkladı, sizin önerdiğiniz ürünü değil ama bir başka ürünü veya başka bir satıcının sağladığı ürünü aldı. Affiliate dışı.

Tabi kurallar bu kadar katılaşınca bu konuda beklediğini alamayan yayıncılar da bu içerikleri oluşturmayı bırakıyorlar. Bu durumda yine kaybeden e-ticaret sektörü oluyor.

Günümüzün hala kabul gören Bill Gates’in 1996’da söylediği “Content is King” yani “İçerik Kraldır” mottosu e-ticaret’i besleyen ana unsurlardan. Her ne kadar Türkiye’de e-ticaret halen daha (!) istenilen rakamların altında olsa da kullanıcılar/müşteriler karar vermek için interneti kullanıyorlar. Özellikle ev eşyaları ve elektronik cihazlarda bu oran oldukça artıyor. Durum böyleyken Türkiye’de e-ticaret’in neden gelişmediğinin cevabını halen daha kredi kartı güvensizliği, internet yabancılığı gibi komik gerekçelere bağlıyoruz.

Peki Bütün Yayıncılar Masum Mu?

Elbette her iş kolunda olduğu gibi bu alanda da maalesef işini doğru yapmayan yayıncılar da var. Hatta bu tip yayıncılar affiliate marketing Türkiye’de uygulanmaya başladığı ilk yıllarda gelir ortaklığı yapan bir çok şirketin bundan vaz geçmesine veya katı kurallar koymasına sebep olmuş. Size duyduğum bir olayı anlatayım. Bir firma ürününü satabilmek için potansiyel müşteri datası arıyor ve bunun içinde gelir ortaklığı yöntemini deniyor. İstenen şey potansiyel alıcıların kişisel bilgilerine alıp sonrasında kendilerine satış aramaları yapmak. Bir yayıncı bu konuda ciddi sayıda lead topluyor. Ödeme aşaması sonuçlanmak üzereyken yapılan test aramalarında bilgisi alınan kişilerin aslında yüksek ücretli bir işe başvurdukları ve bilgilerini bu nedenle paylaştıkları ortaya çıkıyor. Anlaşılacağı gibi yayıncı kişi aslında bir ürün için hedef kitle toplamak yerine internette bir iş ilanı verip başvurular için de affiliate linkine yönlendirme yapmış ve adwords reklamları ile de bunu tetiklemiş :( Tabi bu tür çakal Carlos senaryoları duyuldukça firmaların da koruma kalkanlarının seviyesi artıyor.

Yine de burada cezanın işini dürüst yapan yayıncılara kesilmesi, onların işinin zorlaştıracak önlemler alınması doğru çözüm değil. Fraud olacak durumları tespit edecek sistemsel geliştirmelerin yapılması gerekiyor.

Kullanıcılar Affiliate’e nasıl yaklaşıyor?

Çok ilginç kullanıcı davranışları gördüğümü söylemeliyim. Affiliate’de kullanıcının son satın alma fiyatında hiçbir değişiklik olmasa da, kullanıcı eğer kendi yaptığı satın almadan yazılarını okuduğu internet sitesinin komisyon aldığını öğrenirse, türlü yollarla bu komisyonun işlememesi için çaba sarf ediyor. Browser Cache siliniyor, başka bir browserdan satın alma yapılıyor, hiç olmadı kallavi bi küfür edilip satın almadan vazgeçiliyor. Oysa affiliate geliri elde edecek site, kendisinin tam ihtiyacı olan bilgileri ona sunmuş, karar vermesine ciddi düzeyde katkıda bulunmuş ve hatta karar vermesini sağlıyor ama neden olduğuna bir türlü anlam veremediğim, belki de ortadoğuya özgü bu davranış biçimiyle karşı karşıya kalınıyor. Elbette bunu bu konuda gayet adil davranan kullanıcıları tenzi ederek söylüyorum. Avrupa ve Amerika da ise durum biraz daha farklı, burada kullanıcılar bu tür gelir kazançlarını destekliyorlar ve hatta faydalandıkları sitelerin böyle bir gelir modeli yoksa bağışta bulunuyorlar. Umarım biz de o noktalara gelebilecek bilinçe ulaşırız.

Dünya Devlerinde Durum Ne?

Bu konuda şüphesiz iki büyük dev var. Amazon ve AliBaba (AliExpress). İki firmayı da yeni başladığım yabancı bir projede kullanıyorum. Proje yeni olduğu için henüz aktif satış yok denecek kadar az ama hem Amazon hem de AE’nin direkt bireysel affiliate programının olması, yayıncıyı desteklemeleri, eğitim ve önerilerle satışlarını artırmaya çalışmaları bu işe ne kadar değer verdiklerinin bir göstergesi. Kullanıcıya sundukları arayüz oldukça şeffaf ve en fazla 1 gün geriden geliyor. Sizin affiliate’i olduğunuz satışın durumunu takip edebiliyorsunuz, sipariş sahibine ulaştığında komisyonu hesabınıza anında yansıyor. AE rakamlarını bilmiyorum ama, Amazon’un gelirlerinin %40’ının affiliate kaynaklı olduğu wikipedia’da bile yazıyor. Bu bizim şartlarımızda inanılacak gibi değil.

Bir ürün araştırırken ingilizce biliyorsanız -afedersiniz ama- bir don lastiğinde bile sayısız inceleme yazısı çıkıyor karşınıza. Bu yazıların bir çoğu da gerçek kullanıcı deneyimine dayanıyor ve oldukça yön gösterici. Bu tür sitelerin elbetteki gelir kaynakları online reklam ve affiliate. Bu kaynaklardan da iyi düzeyde gelir elde ettikleri için yazmaya, araştırmaya, değerlendirmeye ve insanları bilgilendirmeye devam ediyorlar. Türkçe içerikle bu tür hazırlanmış site sayısı oldukça az ve yetersiz. Aklınıza ilk gelenler cimri.com, akakce.com vs olacak oysaki bunlar ana hatları itibariyle price comparison diye adlandırılan fiyat karşılaştırma siteleri. Ürün değerlendirme, tavsiye siteleri değil.

Amazon Türkiye

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere. Son bir yıldır koridorlarda konuşulan söylenti birkaç ay önce resmiyet kazandı ve Amazon Türkiye’de faaliyete geçeceğini belirtti (umarım bunda bir değişiklik olmaz). Bu doğrultuda bir çok kariyer sitesinde yavaş yavaş açılan Amazon Türkiye pozisyonlarını görmek mümkün. Amazonun Türkiye pazarına bu affiliate ilkeleri ile birlikte girmesi, pazar dinamiklerini çok ciddi oranda etkileyecektir. Şu an burnundan kıl aldırmayan bir çok e-ticaret sitesi ister istemez yukarıda bahsettiğim koşulları ve isteklerini iyileştirmek zorunda kalacak bunu yapmayanlar ise zaman içinde maalesef yitip gideceklerdir. e-ticaret adına umutluyum, umarım Türk firmaları da bu durumu önceden sezer ve Amazon gelmeden önce bu konuda önlemlerini alırlar.

    1. Merhaba,
      Amazon affiliate programı yıllardır var. Türkiye için soruyorsanız, henüz Amazon Türkiye açılmadığı için biraz daha zaman var.

  1. Ömer bey merhaba
    Yaklaşık 2008 yılından buyana internetten affiliate marketing ile alakalı yazılar okuyorum. Hatta 2 adet site bile açtım amazon ortaklığı ile fakat yetersiz ingilizce ve seo bilgim olmadığı için malum sonu hüsranla bitti 🙂 Türkiye’de dediğiniz gibi gerçekten bu işe önem verilmiyor. ben de amazonun Türkiye’ye gelmesini bekleyenlerdenim. Yazınızı zevkle okudum bilgi için teşekkür ederim. saygılar

  2. Ömer bey yazınız durumu çok iyi özetlemiş. Türkiye’de önemli bir kısım insanlar nedense kaliteli iş yapıp daha çok kazanmaktansa ucuz yollardan bir an önce parayı “götürmeyi” düşünüyor. Olan haliyle kaliteli ürün/içerik üretenleri vuruyor ve insanların hevesi kaçıyor.

    Peki sizce Amazon Türkiye’ye affilliate programıyla beraber mi gelecek? Gelecekse de şartları yurtdışında olduğu gibi mi olacak?

    Türkiye’de affiliate marketing niche’leri henüz kompetetif değilken şimdiden bu işe soyunmak sizce mantıklı bir seçim olur mu?

    1. Uğur Bey Merhaba,
      Amazon -bildiğim kadarıyla- hep affiliate programı ile birlikte başladı diğer ülkelerde. Dolayısıyla burada da benzerini bekleyebiliriz. Ama keşke konu sadece bu olsa.
      Yazıda da belirttiğim gibi, affiliate konusunda tek problem affiliate firmaları değil, yayıncılar da kullanıcılarda bu konuda gelişmeli. Öte yandan bir affiliate sitesi kurayım, amazon linklerini yayınlayayım nasıl olsa para kazanırım diye bir düşünce çalışmayacaktır maalesef. Amazon affiliate pazarlama yöntemiyle gelir elde edebilmek için içi çok dolu, satın almada yardımcı ve benzersiz içerik üretmek gerekli.
      Ama şu net, amazon eko-sistemine çok değer veriyor ve sistemde emek sarfedenleri besliyor. Bu da her zaman fırsat demek, ama tahmin edersiniz ki kolay bir fırsat değil..
      Sevgiler

Bir Cevap Yazın